Spinoza ve Yeni Gerçekçilik: Meillassoux Örneğinin Çözümlemesi

Author :  

Year-Number: 2025-15:4
Publication Date: 2025-12-20 02:24:09.0
Language : İngilizce
Subject : Çağdaş Metafizik Sorunlar
Number of pages: 1315-1334
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

Kant ve sonraki dönemi baskın bir biçimde belirlediği ileri sürülen korelasyonculuk tavrının eleştirisiyle gündeme gelen Yeni Gerçekçilik giderek dikkat çeken çağcıl bir okula dönüşmektedir. İnsan zihninden bağımsız ve kendi içinde özerk bir gerçekliğin varlığı, neliği ve en önemlisi bu gerçekliğe insan erişiminin olanağı konusunu tartışmanın merkezine taşıyan bu müdahalede, korelasyonculuk terimini de ilk kullanıma sokan Fransız düşünür Meillassoux sözü edilen tartışmanın temel eksenini belirlemek açısından merkezi görünmektedir. Ne var ki, Meillassoux'un özellikle Sonluluğun Sonrası adlı temel kitabında geliştirdiği yeni gerçekçi perspektifin, aslen bu perspektife tarihsel olarak son derece önemli bir hazırlayıcı çerçeve sunduğu gösterilebilecek kimi düşünürlerle arasına mesafe koyduğu görülmektedir. Bu düşünürlerin başında Spinoza'nın geldiğini ileri sürmek olanaklıdır. Sözü edilen mesafenin gerekçesi nedir? En temel gerekçe şu gibi görünmektedir: Meillassoux'un geliştirdiği program kaçınılmaz olarak "zorunluluk metafiziği" ile "olumsallık metafiziği"ni karşı karşıya getirmekte, buna göre Spinoza'nın yalnızca ilkinde Meillassoux'un ise yalnızca ikincisinde kendilerini evde hissedebileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada sözü edilen gerekçenin sağlam olmadığını savunmak ve Spinoza'nın hemen her açıdan, genel olarak yeni gerçekçiliğin özellikle de Meillassouxcu spekülatif materyalizmin önemli bir "ilk tetikleyicisi" olarak düşünülmesinin önünde herhangi bir engel olmadığını göstermek amacındayım.

Keywords

Abstract

New Realism, which emerged with the critique of correlationism—a stance said to be dominantly shaped by Kant and subsequent thought—is increasingly becoming a noteworthy contemporary school. This philosophical intervention places at its center the discussion of the existence, nature, and most crucially, the accessibility of an autonomous reality independent of human cognition. Central to this debate is the French philosopher Quentin Meillassoux, who introduced the term “correlationism” and delineated the core axes of this discourse. However, Meillassoux’s new realist perspective, particularly developed in his seminal work After Finitude, seems to distance itself from certain thinkers who, historically, could be seen as offering significant preparatory frameworks for his approach. Chief among these thinkers is Spinoza. What justifies this apparent distance? The primary rationale appears to be as follows: Meillassoux’s philosophical program inevitably pits the “metaphysics of necessity” against the “metaphysics of contingency,” whereby Spinoza is positioned within the former and Meillassoux within the latter. In this paper, I argue that this presupposed distance is unfounded. I aim to demonstrate that Spinoza, in nearly every respect, can and should be considered a pivotal initial catalyst for realism in general, and for Meillassouxian speculative materialism in particular.

Keywords


                                                                                                                                                                                                        
  • Article Statistics