Matsuo Bashō “Yolculukta Yıpranmış Bir Çantanın Notları”nın çok alıntılanan bir cümlesinde sanatçı “zōka’ya uymalı, zōka’ya dönmelidir” diye yazmaktadır. Bu cümle de dâhil olmak üzere Bashō’nun gezi yazılarının farklı çevirileri içinde zōka kelimesi Türkçeye “doğa” olarak aktarılmıştır. Gezi yazılarında zōkakelimesinin geçtiği çeşitli bölümlerle ve şiirleriyle birlikte okuduğunda bu cümlenin Bashō’nun “doğa”ya bağlılığının ve “doğa” güzelliklerine duyduğu hayranlığın bir ifadesi olduğunu düşünmek mümkündür. Bununla birlikte çeşitli araştırmalarda hem zōka’nın “doğa” olarak çevrilmesinin hem de Bashō’nun bir “doğa” şairi olarak okunmasının yanıltıcı olduğu belirtilmektedir. Bu makale zōka kelimesini kullandığı özgün metinleri inceleyerek, bu metinlerde Bashō’nun “doğa”dan ve “doğa güzelliği”nden söz ettiğini düşünmenin neden yanıltıcı olduğunu aydınlığa kavuşturmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla kelimenin Bashō’nun metinlerindeki anlamı Çin ve Japon düşünce gelenekleriyle bağlantılı bir şekilde ele alınarak zōka’nın “doğa”dan ayrılan yönleri çözümlenmektedir. Zōka, temel olarak kendiliğinden hiç durmadan ortaya çıkma, değişme ve dönüşmeyi ifade etmektedir. Zōka’nın bu dinamik işleyişi içinde zaman ve mekânın yanı sıra geçmiş ve şimdi de iç içe geçmektedir. Bunun da ötesinde zōka, “varlık”la değil “yokluk”la veya “boşluk”la ilişkilendirilirken insanın zihin ve kalbinden ayrılmamaktadır. Bu çözümlemeyle birlikte değerlendirildiğinde Bashō’da “zōka’nın güzelliği”nin “doğa güzelliği”ni aşan bir estetik niteliğe sahip olduğu açık hale gelmektedir.
In a frequently quoted statement in “Knapsack Notebook,” Matsuo Bashō says that one should “follow zōka, return to zōka.” In different translations of Bashō’s travel writings, the word “zōka” has been rendered into Turkish as “doğa” [nature]. When considered alongside Bashō’s poetry and travel writings, this statement can be interpreted as an expression of Bashō’s attachment to nature and appreciation of its beauty. Several commentators, however, argue that translating zōka as “nature” is not only misleading but also that interpreting Bashō as a “nature poet” is inaccurate. By analysing the divergences between zōka and nature, this article aims to examine the relevant parts of Bashō’s travel writings with respect to the aesthetics of nature. An investigation of zōka’s meaning in the context of Chinese and Japanese traditions of thought reveals that zōkaessentially signifies spontaneous emergence, change, and transformation. In zōka’s dynamic operation, not only the past and the present but also time and space merge into each other. Moreover, zōka is associated with “nothingness,” or “emptiness,” rather than “being.” It is conceived as inseparable from the human heart or mind. Through this analysis, the article contends that in Bashō, “zōka’s beauty” involves but goes beyond “natural beauty.”