Erken Modern Felsefede Şüpheci Fideizmin Dinî Kurgusalcı Bir Söylem Olarak Yorumlanması

Author :  

Year-Number: 2026-16:1
Publication Date: 2026-02-19 16:38:34.0
Language : Türkçe
Subject : Klasik Din Felsefesi
Number of pages: 87-110
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

Bu çalışma, erken modern felsefede şekillenen şüpheci fideizmi tarihsel kökenleri, epistemik temelleri ve dinî kurgusalcılıkla ilişkisi bağlamında incelemektedir. Akıl ile iman arasındaki gerilimi şüpheci argümanlarla destekleyen bu yaklaşım, özellikle erken modern Katolik düşüncesinde belirginleşmiştir. Pironcu şüpheciliğin yeniden gündeme taşıdığı “Pironcu kriz” ve “hakikat ölçütü problemi”, fideizmin doğuşunda belirleyici olmuştur. Erasmus, Montaigne ve Bayle gibi temsilciler, imanın gizemlerinin akıl yoluyla kavranamayacağını, ancak şüpheci bir tutumla savunulabileceğini ileri sürmüşlerdir. Onlara göre akılla gerekçelendirme çabası kaçınılmaz olarak şüpheciliğe yol açacağından, iman alanında akıl devre dışı bırakılmalıdır. Bu yaklaşım, inancı gerekçelendirilmiş değil, toplumsal uyumu destekleyen pragmatik bağlılık olarak konumlandırmıştır. Bu noktada çalışma, şüpheci fideist söylemin dinî kurgusalcılıkla olan derin ilişkisini sorgulamaktadır. Pironcu şüphecilikten miras alınan “inanmadan yaşama” ilkesi ile imanın “kavranamazlığı” öğretisinin birleşimi, dinin hakikat iddiasından ziyade, işlevsel bir çerçeve olarak kabul edildiği kurgusalcı bir tavırla örtüşmektedir. Makale, şüpheci fideizmin tarihsel ve epistemik boyutlarını aydınlatarak ve onu dinî kurgusalcılık bağlamında semantik açıdan değerlendirerek literatüre önemli bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Keywords

Abstract

This study investigates skeptical fideism in early modern philosophy by analyzing its historical origins, epistemic foundations, and connection to religious fictionalism. Emerging from the revived Pyrrhonian debates, particularly the “Pyrrhonian crisis” and the “problem of the criterion of truth,” skeptical fideism articulated a systematic opposition between reason and faith, reinforced through skeptical arguments. Within early modern Catholic thought, this approach gained particular significance as a strategy to defend faith in the face of rational critique. Key figures such as Erasmus, Montaigne, and Bayle contended that the mysteries of faith resist rational comprehension yet remain defensible through a skeptical stance. Since rational justification inevitably leads to further skepticism, they argued, reason must be bracketed in matters of faith. Accordingly, faith isn’t construed as justified belief but as a pragmatic commitment fostering communal harmony. By situating this perspective in dialogue with religious fictionalism, the article illuminates the historical, epistemic, and semantic dimensions of skeptical fideism.

Keywords


                                                                                                                                                                                                        
  • Article Statistics